Bu davada eşya üzerindeki fiili durum korunur. Hakkın olup olmaması önemli değildir. Kişi malın sahibi olmayabilir. Burada sadece fiili durum korunur ve zilyetlik ispat edilir.

Mahkeme sonucu ayni hak bakımından hüküm teşkil etmez. Çünkü mahkeme onu tartışmadı ve sadece zilyetliği tartıştı. Kişi isterse istihkak davası açabilir. Yada başka bir dava açıp; hakkını alabilir ama bu davada bizim meselemiz zilyetlik yani fiili hakimiyettir hak durumuna bakılmaz.

Zilyetlikte üstün hak tartışması yok kimin zilyetliği var ona bakılır. Yani malın sahibi olmasanız bile elinde bulunduran durumunda olduğunuzun ispatı ile davayı kazanabilirsiniz.

İstisna: Ancak derhal ispat durumu varsa o celse de dinlenilir. Özetle o an zilyetlik kimde ona bakılır. Hak tartışması yapılmaz. O yüzden karşı taraf haklı bile olsa bile zilyetlik karşı tarafa verilir bazen. Ancak hemen ispat durumu varsa ona bakılıp zilyetlik diğer tarafa verilebilir. İki yıl sürecek mahkeme tek celsede bitebilir bu şekilde.

İhlal iki şekilde oluyor:

  1. Gasp       à zilyetlik ortadan kalkar.
  2. Tecavüz  à zilyetlik ortadan kalkmaz kullanılması engellenir.

Eğer zilyetlik ortadan kalktıysa zilyetliğin iadesine karar verilir. Tamamen ortadan kalkmadıysa tecavüz varsa önleme davası açılabilir. Eğer tecavüz devam ediyorsa ref’i yani durdurulması, bittiyse men’i talep edilir.

Zilyetliğin en önemli şartı: fiili hakimiyetin kişinin rızası olmadan sona ermesidir. Rıza ile devir varsa artık zilyetlik davası söz konusu olmaz. Yani şartı rızaya dayanmamasıdır rızası olmadan zilyetin sona ermesi lazım gelmektedir. Eğer rıza varsa artık zilyetlik davası söz konusu olmaz. Bu şart dava içindir gereklidir.

Peki mütecavizin kusurlu olması gerekir mi kendisine karşı dava açılması için ?

– Hayır, kusurlu olması gerekmez. Dava açılması için ancak zilyed zarara uğradıysa ve zarar tazmini talep ediliyorsa o zaman kusur aranır. Çünkü bizde tazmin halinde kusurlu sorumluluk esastır, o yüzden tazmin talebinde kusur aranır.

– 18 yaş altı da zilyetlik davası için temyiz kudreti yeterlidir ancak iade davası için tam ehliyet aranır.

– Fer’i zilyet asli zilyete karşı dava açabilir. Çünkü fiili hakimiyet durumu korunur.

– Zilyet yardımcıları zilyetlik davası açamazlar.

– Zilyetlik davası gasp edene veya mütecavize karşı açılabilir. Üçüncü kişilere karşıda açılamaz. Yani cüz’i halefe (bir malı kazanmasının sebebe dayanması) karşı zilyetliğin iadesi davası açılmaz. Külli halefe karşı açılır.

Cüz’i – külli halef nedir?

Külli halef: Mirasçılar gibi. Yani bütün hak ve borçlarının geçmesi durumu.

Cüzi halef: Tüm hak ve borçlar geçmez belli bir hakkın geçmesi söz konusu olur. 

ZİLYETLİĞİN İADE DAVASI

Şartlar:

  • Fiili hakimiyet olacak, rıza dışında olması;
  • Fiil ve fail öğrendikten sonra 2 ay;
  • Her halukarda 1 yıllık süre içinde açılması gerekir.

Buradaki sürenin kısa olması yine fiili durumun korunması amaçlıdır.

Tecavüz varsa bunun durdurulması söz konusu olur ve durdurulmasına yönelik dava açılır. Gasp halinde de ise zilyetliğin iadesi davası söz konusu olur. Taşınmaza tecavüz şu şekilde olabilir birisinin arsasında ağaç kesmek veya çöp dökmek gibi.

Taşınmaza özgü 3091 sayılı yasa ile taşınmaza bir tecavüz olduğunda bu yasa ile korunur. Burada özel bir yol öngörülmüştür. İltilafların çözümü bu yasaya yolda idari mercilerdir. Bu da kaymakamlık ve valiliktir.

3091 sayılı yasaya göre zilyetliğin korunmasını talep için zilyetin rızası olmamalıdır. Ya zorla olacak ya gizlice zilyetliğe tecavüz olmalıdır.

FUZULİ İŞGAL NEDİR?

Sahibinin rızası olmadan sahibiyle herhangi bir hukuki ilişkiye girmeden hakkın ihlal edilmesidir. Bu işgal ancak taşınmazlarda olur. Bunun için malik olmaya gerek yok sadece zilyetlik yeterlidir.

Normalde zilyetlik için elinde bulundurma yeterlidir. Ancak burada yarar sağlama amacı da olması gerekmektedir. (3091 sayılı yasa gereği)

Mirasçılar için çok uygulanır burada da çok zilyetlik olur. Yani bir kaç tane mirasçı var hangisini koruyacağız. Burada da yine mal kimdeyse yine onu koruruz. Fiili hakimiyet korunur, mülkiyet için bir şey denemez ama zilyetlik te durum böyledir.

Kaymakam ve valiye başvurulur. Kaymakam yada vali olay yerine gider köylüyü veya halkı dinler.

Zamanaşımı süresi de söz konusu değildir.

Eğer taşınmazın kime ait olduğuna dair bir hak tartışması varsa kaymakamlık alanında değildir. Kaymakam o zaman esastan reddeder. Somut olayla ilgili mahkemeye başvurulduysa artık vali yada kaymakamlığa başvurulamaz.

Gereken kararı idari merci verdikten sonra mahkemeye olay intikal ettiğinde mahkeme bunun aksine bir karar alırsa idari yargının kararı hükmünü yitirir. Örneğin, kaymakamlık tecavüzün önlenmesi kararı verdi sizde mahkemeye başvurdunuz ve mahkeme aksi bir karar alırsa artık  mahkemenin kararı hükmünü yitirir.

Av. Naim GÖZMEN  

ZİLYETLİK DAVASI

Yazı dolaşımı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.