CEZA DAVALARINDA İSTİNAF KANUN YOLU VE SÜRECİ

  • İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Süreci
  • İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Süresi
  • Süre Tutum Dilekçesi Nedir?
  • 20 Temmuz 2016 Öncesi Hükümler İçin Kanun Yolu

İlk derece mahkemesinin verdiği bir karara karşı bizim yapabileceğimiz bir şey var mıdır? Bu hususu ele alıp değerlendireceğiz. Şimdi burada öncelikle ilk derece mahkemesinin sizin hakkınızda bir karar vermişse bu karara karşı siz 7 gün içinde İstinaf yoluna müracaat edebiliyorsunuz. Eğer ki bu müracaatı yapmazsanız bir tane kullanabileceğiniz bir şey var o da kanun yararına bozma. Eğer ki buna da müracaat etmezseniz bu durumda artık bu hakkınızı kullanamazsınız ve sizin hakkınızda verilmiş olan karar velev ki hatalı bir karar ise bile bu durumda bile artık yapabileceğiniz bir şey kalmadığından ve hüküm kesinleştiğinden bunun infazı gerekecektir. 5 yıllık bir ceza ise bunun için cezaevine sevk edilme vesaire durumlar söz konusu olacaktır.

Şimdi böyle hak mahrumiyetleri ne sebebiyet verilmemesi için sizin burada o 7 günlük süre içinde hemen süre tutum dilekçesi vermeniz ardından gerekçeli karar tebliğ edildiğinde buna karşı da ayrıntılı şekilde istinaf dilekçesini hazırlayıp İstinaf yoluna müracaat etmeniz gerekecektir.

Şimdi burada öncelikle şunu söylememiz gerekir 20 Temmuz 2016 yılında bizim yürüdüğümüze bizim uygulamamıza İstinaf mahkemeleri dahil olmuştur. Dolayısıyla 19 Temmuz 2016’da dahi verilmiş olan bir hüküm varsa bu durumda bu hüküm için İstinafa değil temyiz kanun yoluna gidilmesi gerekir. Çünkü İstinaf mahkemeleri gelmeden önce temyiz kanun yolu vardı zaten ama istinaf kanun yolu sonradan dahil olduğu için 20 Temmuz 2016’da tarihinden sonraki hükümler bu durumda İstinaf sonra kanun yoluna gidebilecektir. Bunu belirttikten sonra az önce belirttiğimiz gibi başvuru için 7 günlük bir süreniz var. 7 gün içinde mahkemenin sizin yüzünüze karşı verdiği karara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sizin Bölge Adliye Mahkemesine müracaat etmeniz gerekir. Burada tabi gerekçeli kararın hemen açıklama durumu söz konusu oluyor gerekçeli karar henüz açıklanmadığı için siz burada bir süre tutum dilekçesi mahkemeye sunarsınız. Gerekçeli karar size tebliğ olduğunda bu durumda ayrıntılı bir şekilde dilekçenizi yazarsınız ve Bölge Adliye Mahkemesine gönderirsiniz.

Burada şöyle önemli bir durum vardır:  Diyelim ki, gerekçeli karara karşı siz süre tutum dilekçesini mahkemeye sundunuz ancak gerekçeli karar tebliğ olmasına rağmen 7 gün içinde bir ayrıntılı dilekçe yazmadı iseniz burada bir sıkıntı bir problem söz konusu olmaz. Çünkü bu mahkemeye verdiğiniz bu dilekçe dosyanızın istinaf incelemesinden geçmesi için yeterli olmaktadır.  Ve verilen kararın kesinleşmesini de önler mahiyettedir.

ilk derece mahkemesinin verdiği kararın İstinaf mahkemesince duruşmalı veya gerekirse dosya üzerinden incelemeye başlamadan önce siz o dosya birçok şey ekleyebiliyorsunuz. Tanık, bilirkişi raporu, ayrıntılı dilekçeniz vesaire bunların hepsini o inceleme aşamasına kadar dosya koyabiliyoruz. Dolayısıyla burada önemli olan şey sizin burada bir süre tutum dilekçesi vermenizdir.

Burada ilk derece Mahkemesinin verdiği hüküm Bölge Adliye Mahkemesince yeniden ele alıyor. Yani en baştan ele alınır. Bu yüzden siz zaten burada İstinaf dilekçesi hazırlarken sanki ilk derece mahkemesine yazıyormuş gibi yazmanız gerekecektir. Çünkü Bölge adliye mahkemesi tekrardan en baştan bir savunma almaya başlıyor.  Tarafları dinler vs vs ilk derece mahkemesinde yapılmış olan birçok şey orada tekrar

edilir.

Burada diyelim ki İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi sizin hakkınızda bir hüküm tesis etti. Şimdi bu hükme karşı siz Bölge Adliye Mahkemesine gitmek istiyorsunuz Burada hemen bir süre tutum dilekçesi vermeniz gerekir. Bunu nasıl yapacaksınız?

Şöyle ki; İstanbul Bölge Adliye mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesine diye bir başlık yazacaksınız. Gereken diğer ayrıntıları ve savunmanızı da yazmanız gerekecektir. (savunma dilekçesinin nasıl hazırlanacağı konusunda hukukhanen YouTube sayfasını ziyaret edebilirsiniz.)

Burada ilk derece mahkemesi yani 33. Ağır Ceza Mahkemesi sizin hakkınızda bir

inceleme yapacaktır. Diyecektir ki,

  • Acaba bu İstinaf başvurusu süresi içinde yapıldı mı? Yani o 7 günlük süre de yapıldı mı?
  • Bu başvuru yapan kişi bu başvuruyu yapmaya yetkili mi?
  • İstinafa gidilemeyecek haller var mı?  Varsa, mesela 3.000 TL ve aşağısındaki bir adli para cezası varsa bu durumda İstinaf yoluna gidemiyorsunuz

İlk derece mahkemesi eğer ki bunlar da bir sıkıntı yoksa bu durumda dilekçeyi karşı tarafa gönderecektir. Yani katılana veya müştekiye. Artık hangi taraf başvurmuş ise ona göre karşı tarafına tebliğ edilecektir. Başvurucu Katılan ise sanığa tebliğ edilecektir.

Ondan sonra da Bölge Adliye Mahkemesine müracaat söz konusu olacaktır. Şimdi Bölge Adliye Mahkemesine gittiğinde orada da öncelikle bir ön inceleme yapacak ön incelemeyi geçtikten sonra esasa geçiyor esasa geçtiğinde, esas incelemesi ya duruşmalı olur veya duruşmasız olur. Eğer ki duruşmalı olursa burada delillerin toplanıp toplanmadığı vicdani kanaatle kararın verilip verilmediği, hükmün doğru olup olmadığı,

bu hususlar değerlendirecektir. Eğer ki bunlara verilen yanıt evet ise, yani deliler toplanmış hüküm doğru verilmiş, vicdani kanaat oluşturmuş vesaire bunlar da bir sıkıntı yoksa bu durumda dosya üzerinden inceleme yapar.

Dosya üzerinde inceleme yaptığı taktirde İstinaf mahkemesi üç tane karar verebilir. Bunlardan bir tanesi ‘Esastan red’ Bir tanesi ‘Düzelterek esastan red’ bir tanesi de ‘Bozma’ kararı olarak karşımıza çıkar.

Esastan red durumunda ise, istinaf mahkemesi talebinizi reddediyor. Siz müracaat ettiniz ama bu ilk derece mahkemesinin verdiği karar doğrudur, der.

Düzelterek esastan red kararında maddi hata vs gibi durumlar söz konusu olur. Mesela hükümde hesap hataları vs varsa bunları düzeltiyor. Bu gibi durumlarda bir hata varsa, İstinaf mahkemesi kararı düzeltir ve geri gönderir ilk derece mahkemesine. Bu iki durumda başvuranın lehine ufak düzeltmeler dışında lehine bir durum söz konusu olmaz. Dilekçesinin reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bir üçüncü karar ise bozma kararıdır. Yani ilk derece mahkemesinin verdiği karar hatalıdır, der ve bu kararı bozar. Bu durumda yeniden yargılama için dosya yerel mahkemeye gelir. İlk derece mahkemesi tekrardan yeni bir hüküm tesis eder. Bu hükme karşı bu durumda tekrardan en baştan yerel mahkeme yeni bir hüküm tesis eder. Ondan sonra tekrar bir daha İstinaf oradan sonra gerekirse temyiz kanun yoluna gidilebilir.

Eğer murafaa olursa yani duruşmalı olarak inceleme olursa burada acaba nasıl kararlar verilmekte buna baktığımızda burada ya esastan red kararı verilir ya da ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hatalı olduğunu düşünürsek eğer bu kararı kaldırır ve kendisi tekrar bir hüküm tesis eder. Dolayısıyla burada ya esastan red söz konusu olacak veyahut ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp yeni bir hüküm tesis etmesi durumu söz konusu olacaktır. Tabi esastan red dediğimizde burada yerel mahkemenin hükmünün doğru olduğu anlamına geliyor. Yani ilk derece mahkemesi doğru bir karar vermiştir. Dolayısıyla siz müracaat eden olarak size haksız görülmüş oluyorsunuz.

Bölge adliye mahkemesi yerel mahkeme kararını haklı görürse bu durumda Temyiz kanun yolu söz konusu olur. Eğer temyiz kanun yoluna gidilebilecek bir durum söz konusu ise bu durumda bir üst adım olan temyiz kanun yoluna müracaat edebiliyor. Tabii burada çok çok önemli olan bir husus var. O da temyiz başvurusu ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı yapılır. Çünkü Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını onadığı için burada bildirmeniz gereken şeyleri ilk derece mahkemesinin verdiği karar üzerine yapmanız gerekir. Çünkü Bölge Adliye mahkemesi zaten onama kararı vermiştir. Bir de burada son olarak şunu belirtelim. Diyelim ki üç kişi bir suç işledi ve bu kişilerden ikisi suçuna razı oldu ise yani ikisi kabul etti istinaf kanun yoluna gitmediler ise ve bir tanesi müracaat etti ise, şimdi bu müracaat eden kişi eğer ki Bölge Adliye Mahkemesinden lehine bir hüküm çıkartabilir ise bu durumda bu lehe çıkan hüküm diğer ikisi için de uygulanması söz konusu olacaktır. Yani İki kişi Bölge Adliye Mahkemesine müracaat etmedi ama lehe çıkan hüküm bu iki kişiye de sirayet edecektir.

Av. Naim GÖZMEN

CEZA DAVALARINDA İSTİNAF VE SÜRECİ

Yazı dolaşımı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.