MİRAS HUKUKUNDA DEFTER TUTULMASI VE RESMİ TASFİYE

Miras hukukunda mirası kabul eden mirasçı tüm mal varlığı ile miras bırakanın borçlarını üstlenmiş olur. Aynı şekilde miras bırakanın borçlarının değil de mal varlığı da yani aktifi de daha fazla olabilir. Böyle bir durumda mirası kabul etmek mantıklıdır. Ancak miras bırakanın mal varlığımı veya borçları mı fazla bunun mirasçılar tarafından bilinmesi ve olası risklere karşı mirasçıların kendilerini korumaya aldıkları bir yoldur.

Bu şekilde mirasçılar mirası tutulan deftere göre kabul etmiş olur ve sorumlulukları da sınırlanır. Bu şekilde sadece defterde ön görülen borçlardan sorumluluk söz konusu olur.

TMK- MADDE 623 – İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer ve defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en az bir aylık süre içinde ilgililerce incelenebilir.

Defter tutma giderleri terekeden ödenir. Giderler terekeden karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.

Defter masrafları terekeden karşılanır. Terekeye karşı icra takibi yapılamaz. Mirasçılar da tereke üzerinden tasarruf işlemi yapamazlar. Bir aylık sürede sonra mahkeme çağrıda bulunur ve bir ay mirasçılara seçim haklarınızı kullanın, der.

Mirasçılar miras bırakanın vefatı ile mirası kayıtsız şartsız kabul, mirası deftere göre kabul, mirası ret, miras tasfiyesi bu seçeneklerden bir tanesini seçebilirler. Defter tutulması durumunda zamanaşımı durur. Eğer mirası kayıtsız şartsız kabul ederlerse mirastan sınırsız sorumlu olurlar. Deftere göre kabul ederlerse defter ile sorumludurlar. Reddederlerse borçtan sorumlu olmazlar. Tasfiyesini istemişlerse resmi tasfiye talebinde bulunana bu seçim haklarından birini kullanması söylenir. Mirasçı açıklamada bulunmazsa, mirası defter kayıtlarına göre kabul ettiği varsayılır. Bunlardan birini seçmezse bir ay içinde, deftere göre kabul etmiş sayılır.

Tutulan deftere göre mirası kabul ederse deftere geçen borçlardan, deftere geçmeyen borçlardan, miras bırakanın kefalet borçlarından sorumluluk meydana gelir.

  1. Deftere geçen borçlardan sorumluluk

Burada sınırsız sorumluluk vardır. Hem kendi malı ile hem tereke ile sınırsız sorumludur. Ama sadece deftere geçenlerle sorumludur. Deftere yazılmayan bir alacak çıkarsa bundan sorumlu değildir.

  • Deftere geçme borçlardan sorumluluk

Bu istisnaidir. Eğer alacaklının kusuru olmadan deftere geçirilmemişse alacaklının geçerli bir nedeni ile kayıt edilemiyorsa, örneğin alacaklı söylemiş ama mahkeme deftere geçirmemiş ise yani haklı mazeret varsa mirasçılar terekeden kendilerine intikal eden zenginleşme ile sorumlu olurlar. Kendi mal varlığıyla sorumlu olmazlar. Terekeden aldıkları miras payı oranında sorumludurlar.

  • Miras bırakanın kefalet borçlarından sorumluluğu

Miras bırakanın kefalet borçlarından sorumludur. Mirası tutulan deftere göre kabul etmişlerse sorumluluk sınırlıdır. Miras resmi tasfiye edilseydi mirasçı hangi oranda sorumlu olacak idi ise, burada da o orada sorumlu olur. Örneğin resmi tasfiye yapılsaydı borçlunun yüzde ellisini ödeyecekti, diyorsak mirasçılar kefalet borçlarının yüzde ellisi ile sorumlu olacaktır.

 RESMİ TASFİYE

Mirasçılar resmi tasfiye talebinde bulunurlarsa tereke borçlarından sorumlu olmazlar.

Mirasçılık sıfatını korur ve borçlardan sorumlu olmazlar. En garantili yol budur. Resmi tasfiye talebinde mirasçılar bulunabilirler.

Mirasçı mirası deftere göre kabul ettiyse kayıtsız şartsız kabul etmediyse resmi tasfiye talebi kabul edilmez. Çünkü bunlar borçlarını ödemeye hazırdır zaten. Burada bir ay içinde seçimlik hak kullanılması istenir ya kabul ya da red et denir.

 Resmi tasfiye süresi ise, defter tutulması talep edilmişse kendisine bir aylık süre defter tutulmasından sonra mirasçı resmi tasfiye talebinde bulunabilir.

Tereke alacaklarına resmi miras talebinde bulunma imkanı verilmiştir. Bunlar:

TMK – MADDE 633- Miras bırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıları, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, miras bırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini isteyebilirler.

Aynı koşulların varlığı hâlinde vasiyet alacaklıları da, haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilirler.

Gerçek alacaklıdır. Kullanılırsa terekenin alacaklarının ondan bir pay alması engellenir. Yasadan doğmuş bir hak ortaya çıkar. Tereke alacaklıları rehin varmış gibi önce alacağını alır. ondan sonra diğerleri alırlar. Tereke alacaklıları şunları yapmalı:

  • Tereke alacaklısı olduğu konusunda hakimi inandırmalı,
  • Alacağını alamama hakkında ciddi endişesi olmalı,
  • Mirasçılardan teminat göstermesi isteyecek ve mirasçılar bu teminatı kabul etmeyecektir,

Bu şartlar ile alacaklılar üç ay içinde resmi tasfiye talebinde bulunmalıdırlar. Mirasın alacaklıları resmi tasfiye talebinde bulunamaz.

Resmi tasfiye usulü

Adi tasfiye ve iflas usulü tasfiye diye ikiye ayrılır. Adi tasfiyede, tereke malları satılır ve borçlar bitinceye kadar bu devam eder. Geri kalan mallar mirasçılara bırakılır.

İflas usulünde ise, terekenin tüm malları paraya çevrilir tereke borçlarıyla orantılı olarak verilir. Terekenin aktifi pasifinden düşükse aktif 60 ve pasif 100 ise o bu durumda borçlarının ancak %60 ödenir. Yani 100 bin TL’nin 60 binini alabilirsiniz. En emin yol budur. Ticaret şirketleri ve derneklerde de bu tasfiye usulleri uygulanır.

DEFTER TUTULMASI VE RESMİ TASFİYE

Yazı dolaşımı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.